web analytics

Schopenhauer ve Aşk

Schopenhauer
  • internetblogu

Schopenhauer ve Aşk

Kitap okurken rastladığım Schopenhauer’in bir sözü aklıma takıldı. Şöyle diyor;

“Bütün aşk serüvenlerinin son amacı, gelecek kuşağın ortaya çıkmasından, yaratılmasından başka bir şey değildir”

Tamam. Bunu doğanın bir kanunu olarak görebiliriz ama arada yaşanan duygulara da haksızlık etmememiz gerekir. Aşk serüvenlerini Schopenhauer dediği gibi yorumlarsak, yaşananlara veya yaşanacaklara haksızlık edildiğinin kanısındayım. 

Sonunu bildiğimiz bir film için çok fazla heyecan duyamayız. Ancak tahminler yürütebiliriz. Heyecanlı olup olmadığına dair fikirler üretebiliriz. Aşkta da eğer sonu baştan çizmişsek, ne heyecan ne de bağlılık kalır. Yani filozofun dediği gibi, amacımız gelecek kuşağı meydana getirmek diye yola çıkarsak herhalde ne tadı ne de tuzu kalır aşkın. 

Aşkı dünya üzerinde belirli bir sebebe bağlayamayız. Herkesin yaşadığı, hissettiği ve mutluluğu yakaladığı aşk duygusu farklı olabilir. Aşk bir parmak izine benzetilebilir. Bu yüzden herkesin içinde yaşadığı duygu bir diğer kişiden çok farklı olabilir. Çünkü kimse aynı duyguları taşıyamaz. Mümkün de değildir. Kişiliğe, çevreye, yaşama tarzına göre bile etkilenebilir. 

Schopenhauer’in hayatını biraz inceledim. Tepkici ve karamsar bir yapıya sahip. Bazı ailesel problemler yaşamış. Belki bunların etkisiyle aşkı sadece nesil devamı olarak görmüştür. Ama ne olursa olsun aşkı bir sebebe bağlamak yaşanmışlıklara ve yaşananlara haksızlık olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. 

Aşk elde edilmesi zor ve taşınması da güç olan, insanı hayata bağlayan, dünyaya daha güzel bir taraftan bakmasını sağlayan, yaşanması gereken bir duyguyu biyolojik bir sebebe bağlıyıp, bir kenara atamayız.

“Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun? Bir aşk çizgisi var her şeyden öte. O çizgiden başka bütün çizgiler aşkı tüketmede…”
— Ümit Yaşar Oğuzcan