web analytics

Eugene Delacroix Hayatı ve Eserleri

Eugene Delacroix Hayatı ve Eserleri
  • internetblogu

Eugene Delacroix Hayatı ve Eserleri

Eugene DELACROIX Halka Önderlik Eden Özgürlük (28 Temmuz 1830)

Baudelaire onu “Rönesansın son, modem resmin ilk büyük sanatçısı” olarak tanımlar. Daha çok romantik bir çizgide durur. En ünlü oryantalist ressamlardan da biridir. Hem modem hem de geleneksel çizgiyi aynı anda kullanan büyük bir usta. Delacroix, tichelangelo ve Rubens ruhunu yeniden keşfeder. Halka Önderlik Eden Özgürlük, Sakız Katliamı, Sardanapal’in Ölümü, Haçlıların İstanbul’a Girişi en ünlü resimlerinden birkaçı…

Delacroix, Temmuz 1830′da verilen mücadeleye bizzat katılmış bir isim. Bu mücadele sırasında Ingres ve diğer sanatçılarla birlikte Louvre Müzesi’nin korunmasını üstlenir. O dönemde 33 yaşmdadır ve çoktan ünlü biri olmuştur. Hatta resimlerinden biri 18. Louis tarafından satın bile alınmıştır. Aynı şekilde 1824 yılında Sakız Katliamı adlı tablosu Kral X. Charles tarafından kabul edilmiş; 1827′de Sardanapal’in Ölümü adlı tablosuysa tam bir skandal yaratmıştır. Ardından, kral olan Louis Philippe, Haçlılar Tarafından İstanbul’un Fethi adlı tablosunu ve daha

birçok tabloyu satın alır. 1820′de Türk gücüne başkaldıran Balkanların yaşadığını, Avrupalılar hemen romantik bir başkaldırı teması olarak işlemeye başlaymca, Delacroix da bu olayın anısına Sakız Katliamı tablosunu yapar ve bir trajedi sahnesine kendi tarzım yansıtır. Daha sonra antik kıyafetlerden etkilenerek, Antik Yunan konulu birçok resim yapar. Bazen de, Türklerden kaçan anne ve çocuklarım resmeder.

Delacroix, 1827′de “Misselonghi Harabeleri Üzerindeki Yunanistan” adlı tablosunu tamamlar. Resimde, bir kadm taşlar arasından zorla ilerlemeye çalışırken görülür. Tüm bu resimlerde en çok dikkat çeken şey, asıl vurgunun kadınlara yapılmış olması. Kadınlar da çıplaklıklarıyla, başkaldırı-romantizm-erotizm üçlüsünün ilginç bir sentezini sunarlar

Paris ayaklanmasından soma, ressamın yaptığı yüzler, jestler ve kıyafetler hem Yunan başkaldırısına, hem de barikatlara aittir. Bu iki tema, birbiri içinde eriyerek başka bir biçime dönüşür. İşte tüm bu anlamların ışığı altında Delacroix, Halka Önderlik Eden Özgürlük adlı tablosunu tamamlar ve bir somaki yaz sergiler.

Delacroix‘in bu resmi, sol ve sağ görüşlüler arasında değişik tartışmalara neden olur. Daha çok aristokratik bir damardan gelen Delacroix, resimlerinde devrimi anlatsa da, devrimci biri değildir. Sağ ve sol kesimin en çok üzerinde durduğu nokta, öndeki karakterlerin görünümü ve söz konusu çıplak kadm olur. Tablo, genel resim kurallarına katı bir biçimde bağlı kalınarak yapıldığı ve yüzeyi siyah bir pudrayla hafif dumanlaştırıldığı için, özgürlük resmi adma zevksiz bir resim olarak algılanır.

1831 Salonu’nda sergilenen Özgürlük, dönemin içişleri bakanı tarafından, Luxemburg Müzesi’nde sergilenmek üzere satın alınır. İki yıl soma, tablonun konusu fazla politik bulunduğu için yine aym salona geri verilir, oradan da ressama iade edilir. 1848′de Louvre Müzesi tabloyu yeniden ister. 1852′de İkinci İmparatorluk tabloyu sakıncalı bulur ve depoya kaldırır. Üç yıl somaysa, uluslararası bir sergi için yeniden ortaya çıkarılır. Bu arada Delacroix resimde bazı değişiklikler yapmıştır. Büyük olasılıkla, mücadelecilerin başlarındaki boneleri biraz daha kırmızılaştırmış, böylece devrimci görünümlerini daha da güçlendirmek istemiş.

Yeniden tablonun genel planına dönecek olursak, ilk planda yer alan figürlerin çarpıcı, sert ve etkileyici olduğu son derece açık. Burası resmin en dramatik bölgesini oluşturuyor, ikinci plansa, gerilimin yansıdığı bölge. Arkadaki plandaysa karakterlerin biçimi ve belirsizliği, resme derinlik katıyor.

Bu üç planın oluşturduğu kompozisyon, merkezde şekillenen üçgen bir biçime sahip. Kadının tuttuğu bayraktan itibaren açılan üçgen, ilk plandaki dramatik sahneyi genişleyerek içine alıyor. Karakterlere ilil gövde duruşlarının yönü, birbirini izleyen güçlü bir ritim yaratıyor. Tablo bu büyüklüğüyle gerçekte üç farklı tuvalin birleştirilmesiyU* yaratılmış. Tablonun gerçeği bu üç tuvale ait izleri hala taşıyor.

Delacroix’mn oldukça ilginç bir tuval tekniği var. Sanatçı, açık renkli bir fon üzerine önce ince uçlu bir fırça yardımıyla karakter ve figürlere ait taslakları çizer. Bunu yaparken önce kahverengi bir pigment kullanır, daha sonra asıl renkleri uygulardı.

Uzmanlarca yapılan teknik analizler, tablo üzerinde üç tür resimsel madde kullanıldığım ortaya çıkarır. Birincisi, kaim olmamak kaydıyla taslak çizimi için kullanılan bir madde. İkincisi koyu ve gölgeli renkler. Ressam, çoğu detay için ya da gölge formu için kahverengiyi kullanmış.

Üçüncüsüyse, yeniden uygulanmış bazı renkler. Kadına ait bone, resmin hazırlık aşamasında açık bir renge sahipken; ardından, önce sarıya yakın bir kat, ardından kırmızı bir kat, ardından bej renkli bir kat, ardından mavi ve gri karışımı bir kat, ardından sarıya yakın bir kırmızı kat, ardmdan turuncu bir kat ve son olarak vernikli bir kat uygulanmış. Yapılan analizler, tabloda küçük bir miktar kadmiyum kullanıldığını ortaya çıkardı. Ancak kadmiyum sarısı, resmin tamamlanışından 20 yıl sonra görülmez olmuş. Temekle ressam, Veronese ve Rubens gibi büyük ustalardan etkilenmiştir.